Facebook Takip Ediniz Twitter Takip Ediniz

12.Gün Yol Güncesi

Reklamlarınız için

  Metin TÜZÜN
  0554 244 03 12
  satis@likyayolurehberi.com

Görüs, Sorula ve Reklamlarınız için

 

 Etapların yol bilgileri için "Parkur Bilgileri" sayfamızı ziyaret ediniz...

Dün gece yarısına kadar devam eden  sohbetten olsa gerek güne biraz geç başlıyoruz. Oldukça dinç hissediyoruz kendimizi. Dün gece nemli kıyafetlerimi kurutmak üzere bahçeye serdiğimiz kıyafetlerimizi toparlayıp çanta ve ekipmanlarımızı hazırlayıp bahçeye çıkıyoruz. Refik Bey be İlyas Bey’lerinin sabahın erken saatlerinde Demre’ye indiklerini öğrenince tembelliğimize biraz hayıflanıyoruz. Teşekkür etmek ve vedalaşmak için onları beklemeye karar veriyoruz. Beklerken bahçede ki masada zeytin yaprağı çayı ve kahvaltılıklarla sıkı bir kahvaltı yapıyoruz. Çok geçmeden Refik bey, İlyas Bey ve Ali İhsan Bey’de geliyor. Hep beraber bir hatıra fotoğrafı çektiriyoruz. Tekrar gelmek üzere vedalaşıyoruz. Ayrılırken Refik Bey bize parkura nereden gireceğimizi tarif ediyor. Yol kalenin yanından Sura ve Myra’ya doğru iniyor.

DOSTLARIMIZA VEDA ZAMANI NAR BAHÇELERİNDEYİZ

Sümele Köyü içinden işaretleri takip ederek köyün toprak yolundan ilerliyoruz. Hava bu sabah oldukça berrak ve güzel. Manzarası güzel bir noktada Özgür ile 50.000 ölçekli paftalar üzerinde biraz parkur çalışması yaptıktan sonra, yola devam ediyoruz. İniş şeklinde devam eden parkur oldukça dikenli. Yol üzerinde su sarnıcı ve tarihi kale kalıntıları bulunuyor. Sera manzarası bu noktadan göze çarpmakta. Patika yol, antik taş verdivenlere uğrayarak sonrasında Myra kentine ulaşıyor.


MYRA ANTİK KENTİ MYRA ANTİK TİYATRO

Her yer turist kafile ve otobüsleriyle dolu nerdeyse, bu ören yerine girişte ücretli. Giriş ücreti 15 tl. Sizler buraya gelmeden mutlaka müze kart edinin, dilerseniz burada ki gişeden de temin edebilirsiniz. Özgür’le etrafı gezerek fotoğraflamaya başlıyoruz. Antik tiyatroda bir süre buranın büyüleyici havasını soluyoruz. Antik anfinin arkasında ki dağın yamacına oyulmuş kaya mezarlarını fotoğraflıyoruz. Ve günün başlangıç rehber videosunu burada çekiyoruz. Buranın hakkını vermek için en az bir saat ayırmalısınız. Ören yerinden yavaş yavaş ayrılıp çıkışa yönelirken bir esnafla buranın tarihi ile ilgili sohbet ediyoruz. Ömer Bey’le  sohbet esnasında kendisinin dün gece bizi misafir eden Refik Bey’in akrabası olduğu öğreniyoruz. Bize meyve suyu ve su ikram ediyor. Bu bölgede ki tarihi kalıntıların henüz küçük bir kısmının açığa çıktığını hatta kendi evinin bahçesinde yapılan kazıda bile üzerinde ikon ve freskler olan bir kilise çıktığından bahsediyor.



MYRA’DAN AYRILIYORUZ  BELÖREN’E  7KM  VAR

Ve Myra’ya veda edip buranın çıkışında ki Köçkerler Köyüne doğru yol alıyoruz. Artık işaret problemimiz yok. Bir süre sonra Köçkerler köprüsü bizi karşılıyor. Köprü başında tatlı satan satıcı ile biraz sohbet ediyoruz. Yol tarifi alıyoruz. Vedalaşarak köy içinde ilerliyoruz. Toprak yol bir süre devam ettikten sonra işaretler bizi köyün içinde ki kahvehanenin karşısından patikaya yönlendiriyor. Bu noktadan sonra tırmanış başlayacak. Dileyen gezginler toprak yolu kullanarak Muskar Köyüne ( Belören) kadar toprak yolu takip edebilirler. Yol kıvrıla kıvrıla sizi yükseklere kadar çıkarıyor. Patika yol ilerde yolu keserek dik bir şekilde tırmanış şeklinde ilerliyor. Bu yola girmeden suyunuzu tazelemenizde fayda var. Geçtiğimiz köprünün altından gecen dere yatağı oldukça ihtişamlı. Kış aylarında hayli debisi yükselen bu dere bu mevsimde oldukça kuru görünüyor.

KÖÇKERLER KÖYÜ VE KÖPRÜSÜ MUSKAR KÖYÜNE 3 KM KALDI

4-5 saatlik bir tırmanış sonrası Muskar (Belören) köyüne ulaşıyoruz. Bir süre dinleniyoruz. Köy içinde sponsor firmanın Zeytin yazan tabelası sizi karşılıyor. Oldukça yükseklerdeyiz. Demre, sera manzarasıyla ayaklarımızın altında. Bir süre köy yolundan yürüyoruz. Sağ tarafta eski taş evler gözümüze çarpıyor. İleride yol tekrar sağa yukarı doğru patika şeklinde ilerliyor. Bu yolun antik yol olduğu zemininden belli oluyor. Yükseklerde yetişen sandal ağaçları eşliğinde yolu hafif bir eğimle çıkmaya devam ediyoruz.

USKAR’A DOĞRU DEMRE ÇAYI BELÖREN KÖYÜNDE YÖN TABELASI

Solumuzda beliren düzlüklerde keçi ağılları yüksekten izliyoruz. Bir süre sonra yol toprak yola dönüşüyor. Gerimizde bıraktığımız keçi ağılında ki keçileri otlatan Emine Hn. arkamızdan bize yetişiyor. Bir süre birlikte sohbet ederek yürüyoruz. Alakilise'de abisi Serdal Bey’in  olduğunu oraya ulaştığımızda bize yemek konusunda yardımcı olacaklarını söylüyor. Hava o kadar temiz ki içimize çektiğimiz temiz hava burnumuzu yakıyor. Yol tekrar sağa doğru patika yoldan hafif eğimle iniyoruz. Bu yol ilerde tekrar toprak yol ile birleşiyor. Toprak yola çıktığımızda onlarca arı kovanı ve arıcılıkla uğraşan köylülerle karşılaşıyoruz. Onlarla selamlaşarak uzun çam ormanı içinden yürümeye devam ediyoruz.

BELÖREN SONRASI TAŞ EV PATİKA YOL DA SANDAL AĞAÇLARI

Tekrar patika yola giriyoruz orman içinden. Yol yamaçlardan devam ediyor. Arada Özgür’le birbirimize su içmemiz gerektiğini hatırlatıyoruz, çünkü yorgunluk artıkça insan susuzluğunun farkına varamıyor. 1 saat yamaçta ki patikadan yol aldıktan sonra sağımızda aşağıda Ala kilise’nin kalıntıları görüyoruz. Kısa bir mola verip Demre çıkışı boyunca rehber kitap için aldığım parkur notlarını kontrol ediyorum ve düzenliyorum. Ve son Alakilise için son metreleri yürüyoruz.

ZEYTİN SONRASI ORMAN YOLU ALA KİLİSE KALINTILARI

Ala kilise düz küçük bir ova içine kurulu, birçok yeri tahrip olmuş durumda. Kalıntıların arasında bir süre dinleniyoruz. Bu bölge bu bahar ve yaz aylarında genelde hep sislerle kaplı. O kadar sessiz ve temiz bir havası var ki gözlerimizi kapadığımızda sadece kuş cıvıltıları duyuyoruz. Hava kararmadan fotoğraf çekimlerimizi ve gün içinde yaşadıklarımızı anlatmak üzere rehber video çekimimizi yapıyoruz. Yolda karşılaştığımız Emine Hn’ın abisinin Yörük evi Ala kilise’nin biraz yukarısında. Onlarla tanışmak üzere eve doğru ilerliyoruz. Serdal Bey’in eşi Gülsüm abla ve kızı minik Ümmü karşılıyor bizi. Çok geçmeden Serdal Bey de geliyor. Nereye kamp kurmamız gerektiğinizi sorduğumuzda büyük bir içtenlikle bizi misafir etmek istediklerini söylüyorlar. Ve geceyi geçirmek üzere konuk oluyoruz. Doğrusu gösterdikleri misafirperverlikten duygulanmamak elde değil. Hazırlanan yer sofrasında taze keçi sütü, yumurta ve yöresel yemeklerle akşam yemeğimizi yiyoruz. Çay eşliğinde yapılan sohbet sonrası yavaş yavaş yorgunluktan gözlerimiz kapanmaya başlıyor.

KÜÇÜK ÜMMÜ İLE YER SOFRAMIZ MİSAFİR OLDUĞUMUZ YÖRÜK AİLESİ