Facebook Takip Ediniz Twitter Takip Ediniz

14.Gün Yol Güncesi

Reklamlarınız için

  Metin TÜZÜN
  0554 244 03 12
  satis@likyayolurehberi.com

Görüs, Sorula ve Reklamlarınız için

 

 Etapların yol bilgileri için "Parkur Bilgileri" sayfamızı ziyaret ediniz...

Bilgi toplama ve keşif amaçlı Likya yolu yürüyüşümün son etabı olarak planladığımız Finike – Hisançandır parkurlarını tamamlamak için Finike’den yürüyüşü başlatıyorum. Çanta ve kıyafet hazırlıklarımı yaptıktan sonra sıkı bir kahvaltı yapıyorum malum bugün rotam hayli uzun. İlçe merkezinden sahilden paralel ilerleyen asvalt yoluna çıkıyorum. Önümde sahil boyu devam eden Mavikent’e kadar dümdüz devam eden 30 km’lik bir asvaft var. Günün ilk rehber videosunu çekip , sahile paralel yol boyu yürüyorum. Likya Yolu'nun en rahatsız edici parkurlarından biri Finike ile Kumluca yol kavşağına kadar olan bölüm sanırım. Asfalt yol Mavikent beldesine kadar devam ediyor.

SPONSOR TABELALAR KARAÖZ'E GİDERKEN

Bu asfalt yolu yürümek istemeyenler dilerlerse Kumluca kavşağına kadar Finike – Kumluca arasında işleyen dolmuşlara binebilirler. Kumluca kavşağına ulaştığınızda kavşağın sağına doğru sahile doğru ilerleyen asfalt yola değil tam karşınızda dar asfalt yoldan yürümeniz gerekiyor. Bu yol sizi dümdüz bir şekilde Mavikent’e ulaştıracak. Yol üzerinde seralarla karşılaşacaksınız. Yaklaşık 5 km kadar ilerledikten sonra Mavikent’e ulaşıyorsunuz. Asfalt yol yürüyüşünden hoşlanmayan  arkadaşlar otostop veya geçen traktörleri kullanarak bu yolu kolayca atlayabilirsiniz. Ama biz Likya Yolu rehber ekibi olarak yolun parkur bilgilerini ve rehber kitabını hazırladığımızdan dolayı yürümeyi tercih ediyoruz.


KERİM BEY VE AİLESİ KORSAN KOYU

Mavikent’ten sonra yol güzelleşmeye başlıyor görsel açıdan. Arada sahil yolundan toprak yollardan ilerleyerek yürüyüşüm devam ediyor. Yolun tekrar asfalt ile buluştuğu yerde karşıma ilk sponsor Likya Yolu tabelası çıkıyor. Birkaç fotoğraf çekiminden orman içinden ve sahile paralel kıvırılarak ilerleyen yol boyu devam ediyorum. Sağımda ki manzara oldukça güzel. Dalgaların karaya ulaştığı yerde ki kayalara çarparak çıkardığı sesleri dinleyerek ve fotoğraflarak Karaöz’e ulaşıyorum. Ve nihayet zaman zaman toprak yol olsa da 40 km dir devam eden asfalt yol Karaöz‘de son buluyor.


KORSAN KOYUNDAYIM MANZARAM GÜZEL

Karaöz yazlık evlerden oluşmuş küçük ama oldukça güzel bir belde, yemek yiyebileceğim bir yer ararken yıllardır Karaöz’de yaşayan Kerim Bey ile tanışıyor ayaküstü sohbet ediyoruz. Kerim Bey Likya Yolu’nun açılmasından sonra burada pansiyon işletmeye başlamış. Beni evine yemek yemeğe davet ediyor.  Birlikte evine gidiyoruz. Evinin üst katını pansiyon yapmış. Trabzon hurma ağaçlarının arasında dinlenmek ve gece geçirmek istiyorsanız. Karaöz’e geldiğinizde Gelidonya Pansiyon Kerim Bey’i bulmanız zor olmayacaktır. Kerim Bey aynı zamanda bir kolleksiyoner. Evinde sergilediği deniz kabuklularından tutunda, antika eşyalara kadar. Görünce şaşırmamak elde değil. Yemeğimi yedikten sonra 3 lt kadar su ihtiyaçlarımı tamamlayıp Kerim Bey ve ve eşi Şükran Hanıma veda edip, bugün için hazırladığım rotama sadık kalıp gün batmadan Gelidonya Feneri’nde olabilmek için yola koyuluyorum. İlk kamp yerim orası olacak.


SPONSOR TABELALAR GELİDONYA FENERİNE DOĞRU

Karaöz çıkışından itibaren yol toprak traktör yoluna dönüşüyor. Yol üzerinde Korsan Koyu var. Genelde piknikçilerin uğradığı BU koya uğruyorum. Bu koy yolunuzun sağından bir patika yol ile ayrılıyor. Koyu gezdikten sonra sonra geri dönüp tekrar toprak yola çıkıyorum. Traktör yolu ilerledikçe bozuluyor, sivri taşlar üzerinde ilerlerken Gelidonya Feneri yönünü gösteren tabelayı takip edip patika yola sapıyorum. Patika yol hafif eğimle yükselerek devam ediyor. Kıvrılarak devam eden yolda yükseldikçe deniz manzarası güzelleşiyor. Bir süre tırmanış devam ettikten sonra Gelidonya Fenerini uzaktan görüyorum. Fenere yaklaştıkça bacaklarımda ki yorgunluktan kaynaklı ağrıları hissetmeye başladım.

TOPRAK YOL BİTTİ MANZARA HARİKA

Fenerin diğer adı Taşlık Burnu feneri. Ülkemizin 227 mt ile en yüksek feneri aynı zamanda. Oldukça rüzğar var. Ne yazık ki fener etrafımda ki piknikçilerin bıraktığı çöpler biraz canımı sıkıyor. Biraz söylene söylene fener etrafında çöp temizliği yapıyorum bir süre. Mıntıka temizliği sonrası hedefime ulaşmanın mutluluğuyla fenerin hemen yanında ki ahşap sedire uzanıp manzarayı izleyerek dinleniyorum. Hava kararmadan fotoğraf çekimlerine başlıyorum. Bu esnada birkaç turist karşı tepeden iniyor. Ayaküstü biraz sohbet ediyoruz. Onlar Karaöz’e doğru devam ederken ben kamp kuracağım rüzgarsız bir yer bakıyorum. Fener’in hemen arkasında bir alan seçip çadırımı kuruyorum. Aslında fenerin yanında kamp kurmak için manzarası harika bir ahşap sedir var. Fakat rüzgarın şiddeti çok fazla olduğundan tercih etmiyorum.

GELİDONYA GÖRÜNDÜ KEŞİF YAPIYORUM

Evlerimize giren meyvelerin çekirdeklerinin çöplere atılmasına karşı biri olarak, yıl boyunca biriktirdiğim ve yanımda taşıdığım zeytin ve meyve çekirdeklerini toprağın kabul etmesini düşünerek fener civarına serpiyorum. Her bir zeytin çekirdeği veya meyve çekirdeği toprağa ekilse belki de bir ağaç büyüyecek. Aslında bizler hergün binlerce ağacı evlerimizde daha büyümeden çöplere atıyoruz ne yazık ki. Geceyi burada yalnız geçireceğimi düşünürken İtalyan bir gezgin turist sırt çantasıyla yanıma geliyor. Biraz sohbet ediyoruz ve O da çadırını benim çadırımın yanıma kuruyor. Hava kararmasına yakın Fenerin ışığı yanmaya başlıyor. Gece fenerin ışığının dönerek önce denizi sonra ormanı aydınlatmasını izlemek farklı bir görsel heyecan oldu benim için.  Rehber web sitemiz için günün kapanış videosunu çektikten sonra yorgunluk iyice kendini belli ediyor, yemek faslından sonra çadırımda rüzgarın sesi ile uyumak güzel bir duyguydu.

HUZUR BURADA GELİDONYA FENERİ