Facebook Takip Ediniz Twitter Takip Ediniz

17.Gün Yol Güncesi

Reklamlarınız için

  Metin TÜZÜN
  0554 244 03 12
  satis@likyayolurehberi.com

Görüs, Sorula ve Reklamlarınız için

 

 Etapların yol bilgileri için "Parkur Bilgileri" sayfamızı ziyaret ediniz...

Sabah 07.00 ‘de dinç bir şekilde uyanıyorum. İlk olarak durgun denize girip sahilin sessizliğinin tadını çıkartıyorum. Sahil kabinlerinde duşumu alıp, çadırımı ve çantamı toparlıyor ve yola koyuluyorum. Olympos ve Çıralı aslında birleşik iki belde. Pansiyonların ve restaurantların arasında ki eskimiş asfalt yoldan çiçeklerin arasından Çıralı’ya doğru yürüyorum. Çıralı’da bahçesinde rengarenk çiçekleri olan bir restaurantta kahvaltı yapmak için bahçede ki masalara yöneliyorum. Kahvaltımı yaparken elektronik cihazlarımı şarj ediyorum. Kahvaltı sonrası düne ait parkur notlarını düzenliyorum.

ÇIRALI TEKİROVA YÖNÜ ÇIRALI GERİDE KALDI

Ve haritamı inceleye inceleye yürüyüşüme başlıyorum. Daha önce de bahsettiğim üzere Çıralı’da Likya Yolu ikiye ayrılıyor. İlk alternatif Çıralı – Tekirova istikametinde denize paralel olarak devam ediyor. Diğer alternatif Chimera antik kenti ve Yanartaş bölgesinden yükselerek devam ediyor. İki yolda ilerde bahsedeceğim üzere Gedelme köyü sonrası birleşiyor. Daha önce Tekirova parkurunda keşif yürüyüşü yaptığımdan dolayı bu defa yanartaş yönüne doğru devam ediyorum.


YANARTAŞ'A AZ KALDI BEDAVA ATEŞİ BULDUM

Çıralı çıkışı yol asfalt yol ile devam ediyor. Kısa bir süre sonra üzerinde Çıralı – Tekirova yönlerini gösteren sponsor firmanın tabelalarını görüyorum. Eğer bu yönü tercih edecekseniz tabelanın gösterdiği yöne doğru sağa giren patikaya giriyorsunuz. Parkurun detaylı bilgisi "Likya Yolu Rehberi" isimli rehber kitabımızda bulunmaktadır. İlerde Yanartaş istikametini gösteren tabelaları göreceksiniz. Yol bu tabeladan itibaren toprak yola dönüşüyor. İlginçtir ki işaretlerde yeşile döndü. Direkler üzerinde yeşil parkur işaretlerini takip ederek 2 km sonra yanartaş girişinde ki tesise ulaşıyorum. Tesiste yemek ve su ihtiyaçlarımı karşılıyorum.


DOĞANIN VERDİĞİ MUCİZE ÖNDER BEY İLE HATIRA

Yanartaş doğal parkı özel işletmeye kiralandığı için girişte ücret ödüyorsunuz. Müze kart geçmiyor. Biletimi alıp sonradan yapılmış ama öncesinde antik yol olan bir taş merdivenlerden çıkmaya başlıyorum. Keyifli bir yol olsa da devamlı tırmandığınız için biraz yorucu. Ve 1 km çıkıştan sonra nihayet Yanartaş bölgesine ulaşıyorum. 500 m2’lik bir alana yayılmış bir bölge kaya kütlesinden oluşuyor. Ve birçok yerinden alevler çıkması ilginç bir manzara gerçekten. Bazı kaynaklarında kapatıldığı belli oluyor. Ama itiraf edeyim çok bakımsız buldum. Çevre düzenlemesi yapılırsa bu bölge daha fazla turist çekebilir. Günün ilk videosunu burada çekiyorum. Bu sırada benimle bölgeyi ziyaret eden Önder Bey ve eşi ile tanışıyorum. Biraz sohbet ediyoruz. Birlikte fotoğraf çektirip vedalaşıyoruz. Ve tepeye doğru tırmanışa devam ediyorum.


TIRMANIŞA DEVAM TIRMANIŞ SONU

Tırmanış zaman zaman çok dikleşiyor. Bir süre bu tırmanış devam edecek. Sonra yamaçlardan ilerleyerek bulunduğunuz yerin tepe noktasına ulaşacaksınız. Orada bir kaya üzere sprey boya ile 7 km yazmışlar. Bu kayanın dibinden sola aşağı yol devam ediyor. İniş oldukça keyifli ve de güzel. Hiç zorlanmadan dere yatağına kadar iniyorum. Yol üzerinde yürüyüş yapan İtalyan bir aile ile karşılaşıyorum. Çocukların yaşları 4 ile 8 arasında, çocuklarını bu şekilde doğa kültürü aşılaması ve uzun bir parkura çıkartmasını görünce bizim kültürümüzde neden doğa sporları olmadığını daha iyi anlıyorum.

ULUPINAR ÖNCESİ DERE YATAĞI ULUPINAR KÖYÜ

Dere yatağı oldukça büyük olmasına rağmen eylül ayında kurumuş, bu parkura daha önceki gelişlerimde bu dere yatağını geçmekte çok zorluk çekmiştim. Debisi yüksek bir akarsu, üzerinde derme çatma ahşap köprüler bulunmakta.. Likya Yolu dere yatağının karşısından toprak yola çıkıp sağa doğru devam ediyor. Bir süre sonra tekrar patika girip bir süre ilerledikten sonra yine toprak yola giriyor. Bu şekilde 1 saat kadar daha yürüdükten sonra Ulupınar’a ulaşıyorum. Oldukça yeşil, seyrek olsa da güzel evlerin olduğu şirin bir yerleşim yeri. Yol üzerinde oldukça geniş alana kurulu alabalık tesisini görüyorum. Sedirler o kadar güzel yerleştirilmiş ki insanın gidip dinlenesi ve balık yiyesi geliyor. Saat 14.00 gibi tesise gidip sahibi Bayram Bey ile tanışıyorum. Bana tesisi gezdiriyor bende fotoğraflamayı ihmal etmiyorum.

HAVUZBAŞI ALABALIK TESİSİ HAVUZBAŞI FOTOĞRAFLARIM

Tesiste 400.000 in üstünde balık yetiştiriliyor. Çekimlerim bitince bana masada mezelerle dolu nefis bir alabalık ikramında bulunuyor. Doğrusu yediğim en güzel alabalıktı diyebilirim. Ve gün batmadan Yukarı Beycik’e ulaşmak için yola koyulmak istiyorum. Bayram Bey bir süre bana eşlik ediyor yürüyerek. Bu bölgenin tarihinden ve turizminden sohbet ederek gidiyoruz. Ve ana otoyola çıktığımızda Bayram Bey ile vedalaşıyorum.

BİRAZDA ALABALIK KEYFİ YUKARI BEYCİK'E DOĞRU

Anayoldan bir süre devam ediyorsunuz. Ve kavşak noktasından karşıya geçen yürüyüş yolu orman içinde yönü gösteren bir babanın yanından devam ediyor. Kıvrılarak ilerleyen yol beni bir evin bahçesinden geçiriyor. Evin sakinlerine selam verip yolun nasıl ilerlediğini soruyorum. Evin yanından yol sarı işaretlerle devam ediyor. Orman içinde devam ettikten sonra yol beni tekrar asfalta çıkarıyor. Yukarı Beycik bölgesi oldukça güzel bir yer. Deniz gören tek yayla olma özelliğini de taşıyor. Bu bölgede bir işaret karışıklığı var. İşaretler sizi bir market etrafında dolaştırıyor. Beycik bölgesindeki bazı işletmeciler kendi işletmelerine müşteri çekmek için işaretlerle çok oynamışlar.

YUKARI BEYCİK YOLLARINDA NİHAYET GELDİK

Belde merkezinde Abdurrahman Bey ile tanışıyoruz. Ve sohbet ediyoruz. Kendisi Çınaraltı Restaurant ve pansiyonun sahibi ve işletmecisi. Geceyi burada geçirmeye karar veriyorum. Bahçesiyle ,yemekleriyle, temizliğiyle ve samimi ortamıyla oldukça güzel bir yer ve fiyatları oldukça uygun. Abdurrahman Bilgiç Bey turizm adına bu konuda çok mücadele etmiş ve hatta bölgeyi tanıtan harita dahi bastırtmış. Odama yerleşip duşumu alıp kıyafetlerimi değiştirdikten sonra bahçede yorgunluk çayı içiyoruz. Akşam bahçede Abdurrahman Bey ve Cihan Hanım’ın şehir dışından gelen  aileyle beraber mangal yakıp harika bir yemek yiyoruz. Cihan Hanımın torunu minik Sera ile oldukça güzel anlaşıyoruz. Tüm yorgunluğum Sera’yla dağılıyor benimde. Ve gecenin sonunda yol boyu aldığım parkur notlarını derledikten sonra. Yol boyu ilk defa tulum yerine yatakta bir gece geçireceğim odama çekilip günü bitiriyorum.

ÇINARALTI RESTAURANT CİHAN HANIM VE TATLI KIZ SERA